Ankara’da yaşayan 70 yaşındaki cam üfleme ustası Fatih Gölbaşı, arkeolojik kazılarda kırık halde bulunan ve geçmişi M.Ö. 400’lere uzanan gözyaşı şişelerini restore ederek aslına uygun hale getiriyor. Antik çağda kadınların, savaşa giden ya da hayatını kaybeden eşleri için döktükleri gözyaşlarını biriktirdikleri bu şişeler, sadakatin simgesi olarak biliniyor.
Cam sanatına 54 yıl önce babasının yönlendirmesiyle adım atan Gölbaşı, laboratuvar cam eşyalarıyla başladığı yolculuğunu, Hacettepe Üniversitesi’nde tıbbi cam üretimi üzerine çalışarak sürdürdü. Emekliliğinin ardından kendi atölyesini kuran usta, arkeoloji hocalarıyla birlikte tarihi eserlerin birebir benzerlerini üretmeye başladı.
Gölbaşı, fabrikalardan temin edilen cam boruları yüksek ateşte eriterek üfleme ve çekme yöntemiyle şekillendirdiğini belirterek, “Gözyaşı, parfüm, zehir şişeleri ve hediyelik objeler üzerine çalışıyorum. Yılda yaklaşık 1500 eser üretiyorum. Ayrıca bu mesleğin kaybolmaması için öğrencilere pratik eğitimler veriyorum” dedi.
Antik dönemde gözyaşı şişelerinin sevginin ve bağlılığın göstergesi olduğunu vurgulayan Gölbaşı, “Kadınlar, eşlerine duydukları sevgiyi ve ayrılık acısını bu şişelere doldurdukları gözyaşlarıyla anlatıyordu. Ancak aynı şişeler, zaman zaman zehir saklamak için de kullanılmış” ifadelerini kullandı.
Cam üfleme sanatının riskli ama büyüleyici bir zanaat olduğunu söyleyen Gölbaşı, “Ateş yakar, cam keser. Ama ikisi birleştiğinde ortaya çıkan güzellik insanı içine çekiyor. Ben bu işi sanat değil, zanaat olarak görüyorum. Emeklilik yerine bilgimi gençlere aktarmayı tercih ediyorum” diye konuştu.