31 Ekim 2026, Cumartesi --°

Türkiye'nin Kültür Sanat Portalı

Piyasalar
Dolar 49,9589 Euro 55,8121 Sterlin 67,0067 Gram Altın 6.222,90 Çeyrek Altın 10.274,06 Cumhuriyet Altını 42.398,00
Kültür-Sanat

“Primetime” Filminden Medyada Gösteri Toplumu Eleştirisi

Beyoğlu Postası · 26 Ekim 2026 · Haber Saati: 06:44 · 3 dk okuma
"Primetime" Filminden Medyada Gösteri Toplumu Eleştirisi
Paylaş:
Beyoğlu Postası'nı Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.

İnternetteki tanışma ve sohbet platformlarında 12 ile 13 yaşında çocuk profilleri oluşturarak pedofilleri kameralı tuzaklara çeken televizyon programları, 20 yıldan uzun bir süredir yapılıyor. Çekim ekibinin gizlendiği adreslere gelen şüpheliler çocuk rolündeki oyuncular tarafından karşılanırken, birkaç dakika sonra ortaya çıkan sunucu soğukkanlı bir savcı edasıyla suçüstü yakalandıklarını bildiriyor. Kameralar bu kişilerin korku ve gözyaşlarını kaydederken, evin dışındaki polislerin devreye girmesiyle primetime kuşağına uygun bir TV programı ortaya çıkıyor.

Haftanın filmleri arasında yer alan 2026 yapımı "Primetime", bu türün en ünlüsü olan "To Catch a Predator" (Bir Sübyancıyı Yakalamak) programını ve sunucusu Chris Hansen’ı konu alıyor. ABD’de 2004 ile 2007 yılları arasında yayımlanan ve büyük ilgi gören yapım, Teksas’ta tuzağa düşürülen pedofil bir savcının hapse girmektense intihar etmesinin ardından sona erdi. Hansen’ın programı bitse de sübyancı avcılığı YouTube ve Instagram gibi mecralarda aynı tuzak ve yöntemlerle devam ediyor.

Program türünün asıl amacının çocukların maruz kaldığı cinsel suçları engellemek veya azaltmak olmadığı belirtiliyor. Eğer amaç bu olsaydı, istatistiklerdeki tecavüzlerin ve cinsel suçların büyük çoğunluğunu oluşturan ensest karakterli aile içi istismar olaylarına odaklanılması beklenirdi. Ancak Chris Hansen ve ekibi için öncelikli olan, reklam pastasından en büyük payı kapmak ve pedofiliyi gösteri malzemesine dönüştürmekti. Charlie Brooker’ın 31 May 2008 tarihinde The Guardian gazetesinde yayımlanan yazısında belirttiği gibi, izleyicilerin çocuk istismarcılarının zihniyetini kavraması ve çaresizce kıvranan bu kişileri izlerken gülmesi amaçlanıyordu. Yapımcılar genç oyuncuların psikolojik sıkıntılarını önemsemeden sadece ticari kazanca odaklanıyor.

Türkiye televizyonlarında gündüz kuşağı olarak adlandırılan ve "Müge Anlı ile Tatlı Sert" gibi yapımların yer aldığı programlarda da benzer içerikler sunuluyor. Fransız filozof Guy Debord’un 60 yıl önce kaleme aldığı "Gösteri Toplumu" (La Société du spectacle, 1967) adlı kitabında yer alan çözümlemeler güncelliğini koruyor. A. Ekmekçi ve O. Taşkent çevirisiyle 1996 yılında Ayrıntı Yayınları tarafından İstanbul'da yayımlanan kitabın 131. sayfasında vurgulandığı üzere, gösteri hakimiyetinin ilk hedefi tarihsel bilgiyi yok etmekti. Kitle kültürü endüstrisiyle birleşen gösteri toplumu, her şeyi bir gösteriye dönüştürerek gerçekte önemli olan olayları görünmez kılıyor.

Kaynak: Birgün

Beyoğlu Postası'nı Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.
İlginizi Çekebilir