Muzaffer Akyol’dan Bodrum’da Yeni Bir Yolculuk: Kâinatın Anahtarı

Beyoğlu Postası

Türk resim sanatının öncü isimlerinden Muzaffer Akyol, “Kâinatın Anahtarı” adını verdiği yeni sergisiyle sanatseverleri felsefi ve mitolojik bir keşfe davet ediyor. Sergi, 5 Ağustos 2025 Salı günü saat 19.00’da Bodrum Sabancı Kültür Merkezi’nde kapılarını açacak.

Akyol, bu sergisinde adalet, barış ve özgürlük gibi evrensel temaları mitolojik ögelerle harmanlıyor. Sergide, sanatçının son dönem üretimlerinin yanı sıra 1980’lerden bu yana oluşturduğu seçme eserler de yer alacak.

Sanatla Yoğrulmuş Bir Hayat

1945 Trabzon doğumlu Muzaffer Akyol, sanat eğitimini İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun atölyesinde aldı. Eserlerinde hem toplumsal yapıyı hem de bireysel duyarlılığı kendine özgü bir görsel dille işleyen Akyol, eleştirel bakış açısını gelenekle ve doğayla iç içe geçmiş sembollerle yansıtır.

Yurt dışında, özellikle Amerika, Avustralya ve Hollanda’da da sergiler açan Akyol; sanat yaşamını İstanbul ve Bodrum arasında sürdürmektedir. Aynı zamanda müzisyen ve ressam Gaye Su Akyol’un da babasıdır.

Bilgeliğe Saygı Duruşu: “Dağana”

Akyol’un, Türkiye’nin ilk Sümerologlarından, 110 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ’a ithaf ettiği “Dağana” adlı eserinde sanatçı, Çığ’a dair şu ifadeleri kullanıyor:

“Bir asrı aşmış ömründe hâlâ düşünen, yazan, gören ve anlatan bir bilgedir. Sümerlerin sırrını çözümleyen, uygarlıklar arasında köprü kuran bir insandır Muazzez İlmiye Çığ. Onunla söyleşmek, onu tanımak benim için bir onurdur. Cumhuriyet’in kıymetli simgelerinden biridir. Önünde saygıyla eğiliyorum.”

Ataol Behramoğlu’ndan Akyol’un Dünyasına Dair

Şair ve yazar Ataol Behramoğlu, Muzaffer Akyol’un eserlerine dair izlenimlerini şu sözlerle dile getiriyor:

“Akyol’un tablolarını peş peşe gördüğümde zihnimde iki kelime belirdi: Simge ve gizem. Atölyesini gezerken bu hisler duvarlardan da sızıyor gibiydi. Gustav Moreau’nun Paris’teki müze-evini gezerken hissettiklerime benzer bir duygu. Ama Akyol’un tablolarında daha fazla ışık ve açıklık var. Onun simgeleri bizi, bize ait bir dünyaya götürüyor. Serviler, kuşlar, kurbağalar, balıklar, ağaçlar ve eşsiz bir simetriyle işlenen imgeler… Ama bir yandan da Chagall, Klimt, Picasso gibi ustaların ruhu da var bu dünyada. Akyol’un eserleri sadece duyguyla değil, düşünceyle de şekilleniyor. Hangi resminde hangisi öne geçiyor, kestirmek güç. Ama onun sanatında bir dalgaya kapılır gibi içine çekilmek ve orada ilerlemek mümkün. Ve işte ben, tam da bunu seviyorum.”