Bir kamyon, dört insan ve bitmek bilmeyen bir bekleyiş… Memet Baydur’un 1990’larda kaleme aldığı kült tiyatro oyunu “Kamyon”, yeni yorumu ile Şişli Tiyatrosu’nda izleyiciyle buluşurken, dünün olduğu kadar bugünün Türkiye’sine de ayna tutuyor.
Gaziantep’ten İstanbul’a doğru yola çıkan bir nakliye kamyonunun kırsalda arızalanmasıyla başlayan hikâye, basit bir yol kazasından çok daha fazlasını anlatıyor. Şoför, muavin ve iki hamalın bir tamirciyi beklerken yaşadıkları, Türkiye’nin köyden kente göçle şekillenen toplumsal hafızasına açılan bir kapıya dönüşüyor. Soru ise hep aynı: Kurtuluş dışarıdan mı gelecek, yoksa içeriden mi?
Baydur’un oyunu yazdığı yıllarda Türkiye, göçün en sert dönemlerinden birini yaşıyordu. “Kamyon”, tam da bu kırılma anını sahneye taşıyarak köylü-kentli çatışmasını, sınıf farklarını, kentli olma arzusunu, sömürü ilişkilerini ve kimlik arayışını yalın ama sarsıcı bir dille ele alıyor. Yazarın oyunu, yerinden edilmiş herkese ithaf etmesi ise bu metnin yalnızca bir hikâye değil, bir aydın sorumluluğu taşıdığını hatırlatıyor.
Şişli Tiyatrosu’nda önceki akşam prömiyer yapan yeni temsil, geçmişten bugüne uzanan bu meselelerin hâlâ ne kadar canlı olduğunu gösteriyor. Oyuna eklenen ve “Entarisi Ala Benziyor” türküsünün Gezi direnişi sırasında dillere yerleşen sözlerle yeniden yorumlanması, dayanışma ve birlikte var olma fikrini daha da güçlendiriyor: Beklenen bir kurtarıcı yok, çözüm birlikte hareket etmekte.
Yeni uyarlamada dikkat çeken önemli bir değişiklik ise karakterlerde yapılıyor. Metindeki Zeynel ve Zülfü karakterleri bu temsilde Zeynep ve Zülfüye’ye dönüşüyor; Yanbolu köylüleri sahnede iki kadın olarak karşımıza çıkıyor. Bu tercihler oyunun bugüne temasını güçlendirirken, anlatının evrenselliğini de genişletiyor.
Oyunda Necati’yi Mehmet Okuroğlu, Abuzer’i Selçuk Delipınar, Recep’i Oğuzhan Yörük, Şaban’ı ise Ümit İlban canlandırıyor. Yönetmen koltuğunda Şenol Önder otururken, dramaturji Arzu Önder’e ait. Zeynep rolündeki Başak Kalkan aynı zamanda yönetmen yardımcısı olarak da projede yer alıyor. Afiş tasarımı R. Onur Duru imzası taşırken, ışık tasarımında Önder Abi, dekor tasarımında yine Şenol Önder’in imzası bulunuyor.
Sahneyi kaplayan derme çatma kamyon dekoru, yalnızca bir araç değil; ekonomik darboğazlardan siyasal belirsizliklere kadar uzanan bugünün Türkiye’sinin somut bir metaforu olarak okunuyor. Işık ve ses tasarımı ise izleyiciyi Anadolu’nun ücra bir köşesinde, yolun ortasında kalmışlık hissine başarıyla sürüklüyor.
Oyun, 16, 24 ve 31 Ocak tarihlerinde saat 20.30’da Şişli Tiyatrosu’nda yeniden izlenebilecek.
Prömiyer sonrası konuştuğumuz yönetmen Şenol Önder ve oyunda şoförü canlandıran Mehmet Okuroğlu, “Kamyon”un güncelliğine dikkat çekiyor. Önder’e göre oyun; bekleyiş, aidiyet, sınıf farkı ve dayanışma temalarıyla bugün hâlâ Türkiye’nin temel meselelerini anlatıyor. Baydur’un 1990’larda yazdığı bu metin, iletişimsizliğin ve “yolda kalmışlık” hissinin 2026’da da geçerliliğini koruduğunu gösteriyor.
Mehmet Okuroğlu ise oyunun merkezindeki umuda vurgu yapıyor: “Kamyon”, kurtuluşu dışarıdan gelecek bir kahramanda değil, yolda kalanların birbirine tutunmasında arıyor. Belki de hâlâ en güncel tarafı tam olarak bu.