Rock müziğin sıra dışı sesi Hayko Cepkin, bu kez gitarın değil insan ruhunun en karanlık tellerine dokunuyor. 6 Mart’ta sahnelenecek “Jekyll & Hyde” müzikali öncesi konuşan sanatçı, iyilikle kötülüğün aynı bedende yan yana durduğunu hatırlatıyor ve ekliyor: “Sosyal medyadaki linç kültürü, içimizdeki kötülüğün yeni maskesi. Sanat insanı uyandırır; belki de bu yüzden bastırılmak isteniyor. Ağız benim, söz benim.”
Müzikal, Strange Case of Dr Jekyll and Mr Hyde kitabından sahneye uyarlandı ve 6 Mart’ta İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda prömiyer yapacak. Provalar tüm hızıyla sürerken Cepkin, sahne arkası heyecanını ve oyunun bugüne değen yanlarını anlattı.
“İçimizdeki karanlık hiç kaybolmadı”
Cepkin’e göre “Jekyll & Hyde”ın yüzyılı aşkın süredir sahnede kalmasının nedeni, anlattığı meselenin hâlâ güncel olması. “Hepimizde hem iyilik hem kötülük var. Ahlak, vicdan ve kurallar o karanlığı bastırıyor. Ama şartlar değiştiğinde, o bastırılan taraf milisaniyeler içinde ortaya çıkabilir,” diyor.
Bugünün dünyasında bu karanlığın en görünür hâlinin sosyal medya olduğunu düşünüyor: “Artık adına ‘linç kültürü’ denilen bir gerçek var. En basit cümle bile hedef hâline gelebiliyor. Kötülük şekil değiştiriyor ama yok olmuyor.”
Sanatın tam da bu yüzden güçlü olduğuna inanıyor Cepkin. Ona göre sanat, hem iyiliği hem kötülüğü anlatabilecek kadar etkili bir araç. “Duygusu yüksek bir söz ya da melodiyle insanlara bir fikir aşılayabilirsiniz. Belki de bu yüzden sanat zaman zaman geri plana itilmek isteniyor. Çünkü uyandırır.”
Sözünü sakınmamasıyla ilgili soruya ise net: “Niye sakınayım? Ağız benim, söz benim.” Endişe duyanları anladığını söylüyor ama kendini sansürleyemediğini de ekliyor: “İçimde tutamıyorum. Aradaki fark bu.”
Güçlü bir rock yorumu
Cepkin, daha önce Dracula uyarlamasında Kont Drakula’yı canlandırmış, yapımın yönetmenliğini Okan Bayülgen üstlenmişti. Bu kez “Jekyll & Hyde” için çok daha iddialı konuşuyor: “Gerçek anlamda sıkı bir rock müzikali oldu. Yeni dünyanın ruhuna uygun, güçlü bir versiyon hazırladık.”
Prömiyerin ardından 6-7 Mart’ta İstanbul’daki temsillerle başlayacak süreçte Anadolu turnesi de planlanıyor. Cepkin’in hedefi ise daha büyük: “Hayalim, özellikle İngiltere’de Türkçe versiyonu altyazıyla sahnelemek.”
“Bir hayalin sahneye dönüşü”
Oyunun duygusal merkezinde yer alan Lucy karakterine hayat veren Pelin Akil, projeye ayrı bir heyecanla yaklaşıyor. Üniversite yıllarında en sevdiği müzikallerden biri olan “Jekyll & Hyde”ın bugün parçası olmanın kendisi için bir hayal olduğunu söylüyor.
Lucy’yi, güçlü görünümünün altında kırılgan bir kadın olarak tanımlıyor: “Aşka, sevgiye ve yeni bir hayata özlem duyan biri. Hem Jekyll hem Hyde ile ilişkisini sahnede izleyeceğiz.”
Provaların yoğun geçtiğini belirten Akil, sadece 18 gün içinde hazırlandığını ifade ediyor. Müzikal geçmişinin ve şarkıların İngilizce versiyonuna hâkim olmasının avantaj sağladığını söylüyor.
Yönetmen Fatih Dokgöz ise oyunun keskin sınırlar çizmemesinin kendisini cezbettiğini belirtiyor: “Bu hikâyede net iyi-kötü ayrımı yok. Tanıdığım ve güvendiğim bir ekiple çalışmak büyük şans. Ortaya güçlü bir iş çıktığına inanıyoruz.”
“Jekyll & Hyde”, yalnızca bir müzikal değil; insanın içindeki iki sesi aynı sahnede buluşturan bir yüzleşme. 6 Mart’ta perde açıldığında, seyirciyi hem melodik hem de psikolojik bir yolculuk bekliyor.