Alın Yazısı Kavramı ve İnsan Psikolojisindeki Yansımaları
Beyoğlu Postası'nı Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.Balıkçılar Kahvesi'ndeki radyoda çalan bir türküyle başlayan düşünceler, insan hayatında sıkça karşılaşılan tekrarlayan döngüleri ve alın yazısı kavramını gündeme getiriyor. Sigmund Freud'un Haz İlkesinin Ötesinde adlı eserinde ele aldığı gibi, benzer hayal kırıklıkları veya ilişkileri defalarca yaşayan kişilerin kaderlerini kendi elleriyle yeniden kurdukları ancak bunu fark edemedikleri belirtiliyor. İnsanların hatırlayamadıkları olayları yaşayarak tekrarladığı ve bu durumdan ders çıkarabilmek için çoğunlukla bir ötekiye ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.
Çocuk analisti Peter Fonagy'nin on dört yaşında Londra'da yaşadığı zorluklar ve bir çocuk analistiyle çalışmaya başlamasıyla ilgili anısı, bu duruma örnek teşkil ediyor. Fonagy, seans sırasında eski bir Ford Anglia arabasını anlatırken terapistinin arabayı inceleyip gerçekten harika bir araba olduğunu söylemesiyle anlaşılmış hissettiğini belirtiyor. İnsanların, karşısındakinin kendisini gerçekten gördüğünü hissettiği an başkalarından öğrenmeye açık hâle geldiği ifade ediliyor.
Çocuk ruh sağlığında bebek odasında dolaşan hayaletler kavramı, anne babaların kendi çocukluklarında yaşayıp hatırlamadıkları deneyimleri farkında olmadan çocuklarına aktarmasını ifade ediyor. Alicia Lieberman ise aynı odada meleklerin de dolaştığını, küçükken kendini özellikle sevilmiş, anlaşılmış ya da güvende hissettiği bir anı hatırlayabilen annelerde olumsuz çocukluk etkilerinin daha az görüldüğünü aktarıyor. Bu kapsamda benzer olayların yaşandığı Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği gibi süreçlerde de toplumsal refleksler benzer bir döngüyü işaret edebiliyor.
Fyodor Dostoyevski'nin kumar borcunu kapatmak için Kumarbaz romanını yirmi altı günde dikte ettirmesi ve her şeyini kaybedene kadar masadan kalkmaması da Freud'un kuramları çerçevesinde ceza ve umut ikilemiyle açıklanıyor. 1871 yılında kötü hayalinin bittiğini belirterek bir daha oynamayan yazarın mektupları da bu döngünün sonunu simgeliyor.
Toplumsal olaylarda kader veya fıtrat gibi kavramların acı çekenler tarafından dayanma amacıyla, yetkililer tarafından ise hesabı kapatmak için kullanıldığı ifade ediliyor. Alın yazısının silinmediği, düz okunması için ise karşısındaki kişiye ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Kaynak: Birgün
