Michael Jackson’ın hayatını konu alan biyografik müzikal dram filmi sinemalarda izleyiciyle buluştu. Film, sanatçının sahneye çıkmadan önceki hazırlık anlarıyla açılıyor; arka planda yankılanan hayran çığlıkları eşliğinde izleyiciyi doğrudan o büyülü dünyanın içine çekiyor. Yönetmen Antoine Fuqua, bu çarpıcı başlangıcın ardından geri dönüşlerle Jackson’ın zirveye uzanan yolculuğunu anlatıyor.
Yapım, 1966 ile 1988 yılları arasına odaklanarak Jackson ailesinin yoksulluktan çıkışını ve Michael’ın doğuştan gelen yeteneğiyle nasıl küresel bir yıldıza dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Ancak film, yalnızca başarı hikâyesi anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda zorlu bir çocukluk, sert bir baba figürü ve kaybedilen masumiyet üzerinden sanatçının iç dünyasına da ışık tutuyor. Küçük yaşta sahneye çıkmak zorunda kalan Michael’ın, normal bir çocukluk yaşayamadığı güçlü bir anlatımla vurgulanıyor.
“Müzik ve sevgi insanları birleştirir” fikrini merkezine alan film, Jackson’ın yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda toplumsal etki yaratan bir figür olduğunu da ortaya koyuyor. Afro-Amerikalı sanatçılara kapalı olan müzik kanallarında yer edinmesi, sokak çeteleriyle kurduğu bağlar ve insanları müzik aracılığıyla bir araya getirme çabası dikkat çekici detaylar arasında yer alıyor.
Filmde Michael Jackson’ı canlandıran Jaafar Jackson, sahne performanslarıyla büyük beğeni toplarken; çocukluk dönemini canlandıran Juliano Valdi de performansıyla öne çıkıyor. Kadroda ayrıca Colman Domingo, Nia Long ve Miles Teller gibi isimler yer alıyor.
Görsel atmosferiyle 1980’lerin ruhunu yeniden canlandıran filmde, döneme özgü ışık kullanımı, kostümler ve çekim teknikleri özenle işlenmiş. “Işığımı parlatmalı, sevgi ve neşe yaymalıyım” sözüyle hatırlanan Michael Jackson’ın hikâyesi, bu yapımla birlikte hem eski hayranlarıyla yeniden buluşuyor hem de yeni nesillere ilham vermeye hazırlanıyor.