Sinema dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri olan Cannes Film Festivali, bu akşam Fransız yönetmen Pierre Salvadori imzalı “La Vénus électrique” filmiyle başlıyor. Yarışma dışı gösterilecek yapım, yalnızca festivalin açılış filmi olmakla kalmıyor; aynı zamanda dünya genelindeki krizlere rağmen sinemanın umut, aşk ve hayal kurma gücünü koruduğunun da sembolü olarak görülüyor.
Daha önce 2018 yılında Cannes’ın “Yönetmenlerin On Beş Günü” bölümünde yer alan Salvadori’nin resmi seçkiye taşınması, Fransız sinemasının festival üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu yıl ana yarışmada yer alan 22 film arasında beş Fransız yönetmenin bulunması dikkat çekiyor. Üstelik bu isimlerin büyük bölümü, uluslararası alanda henüz yeni yeni öne çıkan genç ve orta kuşak sinemacılardan oluşuyor.
Festivalde yalnızca Fransız yapımları değil, Fransa destekli uluslararası projeler de öne çıkıyor. Asghar Farhadi, Ryûsuke Hamaguchi, László Nemes ve Andreï Zvyagintsev gibi önemli isimlerin Fransız yapımcılarla gerçekleştirdiği filmler de Altın Palmiye yarışında yer alıyor. Bu tablo, Fransa’nın yıllardır sürdürdüğü devlet destekli sinema politikalarının uluslararası alandaki etkisini yeniden ortaya koyuyor.
Öte yandan bu yıl festivalde büyük Hollywood yapımlarının sayısındaki düşüş dikkat çekiyor. Amerikan sinemasının ana yarışmadaki etkisi oldukça sınırlı kalırken, bunun temel nedenleri arasında dijital platform filmlerinin Cannes kurallarına takılması ve stüdyoların ödül sezonu için daha çok Venedik Film Festivali’ni tercih etmesi gösteriliyor. Buna rağmen festivalde yıldız isimler eksik olmayacak. Steven Soderbergh, Andy Garcia ve John Travolta gibi isimlerin yapımları özel gösterimlerde seyirciyle buluşacak. Ayrıca The Fast and the Furious için 25. yıl kutlaması düzenlenecek.
Festivalin onur ödülleri de bu yıl sinema dünyasının iki önemli adına verilecek. Barbra Streisand ile Peter Jackson, “Onur Altın Palmiyesi” ile ödüllendirilecek isimler arasında yer alıyor.
Toplamda 100’ü aşkın uzun metrajlı filmin gösterileceği festival, coğrafi çeşitliliğiyle de dikkat çekiyor. Özellikle Kosta Rika sineması ilk kez resmi seçkide temsil edilecek. “Belirli Bir Bakış” bölümünde ise genç yönetmen Valentina Maurel’in “Ton animal maternel” filmi öne çıkan yapımlar arasında bulunuyor.
Ancak festivalin genel atmosferine bakıldığında, dünyanın içinden geçtiği çalkantılı dönemin sinemaya güçlü biçimde yansıdığı görülüyor. Ana yarışmadaki pek çok yapımda savaşlar, toplumsal kırılmalar ve insanlığın ortak kaygıları işleniyor. Renkli ve genç bir seçki sunulsa da, bu yıl Cannes’ın perde arkasında gri tonların hâkim olduğu bir ruh hali hissediliyor.